Son dönemde kira fiyatlarının artışıyla birlikte ev veya dükkan sahibi kişiler, mülklerinden aldıkları kira bedellerinin ortalama kira bedellerinin altında kalması sebebiyle ya kira zammı yahut doğrudan kiracının tahliyesini talep edebiliyorlar. Bu durumda ise kiracının, hangi haklara sahip olduğunu ve haklarını kullanabilmek için hangi yollara başvurması gerektiğini bilmesi gerekiyor. Kiracının önemli hakları ve bu hakları nasıl kullanabileceğine dair bazı önemli hususların üzerinde durmak hayati öneme sahiptir. Bu hususlar iki ayrı bölüm halinde incelenecektir. İlk bölüme sayfamızdan aynı başlıklı gönderiden ulaşabilirsiniz, ikinci bölüm ise şu anda okumakta olduğunuz bölümdür. Bu bölümde Kiracı Yönünden Kira Sözleşmesinin Feshi konusu ele alınacaktır.
Kiracı Yönünden Kira Sözleşmesinin Feshi
Söz konusu kiracı yönünden sözleşmenin feshi olduğunda, çokça karşılaşılan 3 durum bulunmaktadır. Bu durumlarla karşı karşıya kalındığında, neler yapılması ve hangi hususlara dikkat edilmesi gerektiğini bilmek hakların korunması noktasında hayati derecede önem arz etmektedir. Bu durumlar sırasıyla: "1- Tahliye Taahütü Bulunması, 2- Kira Bedelinin Ödenmemesi ve 3- Aynı Yerleşim Yeri Sınırları İçerisinde Kiracının Uygun Mülkünün Bulunması" halleridir. Günümüzde karşılaşmakta olunan kiracı tahliyesine ilişkin hukuki işlemlerin pek çoğu Tahliye Taahütnamesine dayanılarak yapılmakta olduğundan, öncelikle incelenmesi gereken "Tahliye Taahütnamesi" bulunması halidir.
1- Tahliye Taahütü Bulunması Hali
Tahliye taahütnamesi, kiracının kiralananı belirli bir süre içerisinde tahliye edeceğini taahüt ettiği ve bunu imzalayarak onayladığı taahüt belgeleridir. Bu tip belgeler, iradeyi sakatlayan bir hal, cebir, tehdit, belgede imza bulunmaması ve tahliye taahütlerinde bulunan yazıların açıkça kiracıya ait olmaması durumları haricinde geçerli ve etkili bir belgedir. Çoğu ev/işyeri sahibi bu belgeyi, malik olduğu taşınmazdaki haklarını muhafaza etmek amacıyla; kira sözleşmesinin akdi sırasında kiracıya imzalatmaktadır. Fakat, belgede bulunan tarihler konusunda ileride bazı ihtilaflar ırtaya çıkabilmektedir. Bu tip ihtilaflar tahliye taahhüdünün geçerliliğini doğrudan etkilemektedir. Böylesi ihtilafların var olduğu kanaatinde olanların, mutlaka bir avukata danışmaları gerekmektedir. Bunun yanı sıra, tahliye taahhüdünün hükmü hakkında en önemli özellik, Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilmekte olduğudur. Bu noktada, kiracının dikkat etmesi gereken husus, taahhütnamenin geçerliliği ile feshe ilişkin kesin sürelerdir.
2- Kira Bedelinin Ödenmemesi Hali
Kiracı yönünden sözleşmenin feshi konusunda sıkça karşılaşılan bir diğer durum da, kira bedelinin ödenmemesi durumudur. Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira dönemi yahut bir kira dönemini aşan sürelerde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa ev/işyeri sahibi, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira döneminin bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava açarak kira sözleşmesini sona erdirebilir.
3- Aynı Yerleşim Yeri Sınırları İçerisinde Kiracının Uygun Mülkünün Bulunması Hali
Aynı yerleşim yeri sınırları içerisinde kiracının uygun mülkünün bulunması hali ise kiracının ya da birlikte yaşadığı eşinin aynı yerleşim yeti sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu yahut kullanılabilir işyerinin bulunması olarak tanımlanabilir. Bu durumda ev/işyeri sahibi, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir. "Kiracıların Dikkatine" Başlıklı yazının ikinci bölümünü bitirirken, böylesi bir durumla karşılaştığınızda bir avukata danışmanızı şiddetle, öneririz. Menfaatinizi gözeterek haklarınızı yerine getirmenizi sağlayabilecek kişiler, yalnızca avukatlardır. Böyle yazılar sadece önbilgi niteliğindedir. Konuyu bir parça aydınlatabilmek ve kamusal bilincin ortaya çıkmasına, az da olsa, katkı sağlayabilmek amacıyla kaleme alınmıştır.
