"Allah Allah, illallah
Hayırlar gele inşallah
Pirimiz Hamza pehlivan
Aslımız neslimiz pehlivan
İki yiğit çıkmış meydane
İkisi de birbirinden merdane
Biri ak biri kara
İkisinin de zoru para
Alta geldim diye erinme
Üste çıktım diye sevinme
Alta düşersen apış
Üste çıkarsan yapış
Vur sarmayı kündeden at
Gönder Muhammed’e salavat
Seyirttim gittim pınara
Allah her ikinizin de işini onara"
Güreş, dünyanın farklı kültürlerinde uzun bir geçmişe sahip olan geleneksel bir spor dalıdır. Güreşin kökenleri, insanlık tarihi kadar eski olup, çeşitli toplumlar arasında önemli bir yere sahiptir. Türkler de bu spor dalına olan tutkuları ve yetenekleriyle bilinen önemli bir millettir. Bugün, 23 Mayıs, Dünya Güreş Günü olarak kutlanmaktadır. Bu vesileyle, Türklerin güreşle olan ilişkisini ve güreşin Türk kültüründeki yerini anlatmak istiyoruz.
Türk güreşi, Türk toplumunda tarihi derinliklere uzanan bir geleneği temsil eder. Orta Asya bozkırlarında atlı savaşçılar olarak ün salmış Türkler, güreşi sadece bir spor dalı olarak görmüyor, aynı zamanda bir disiplin ve savaş becerisi olarak da benimsiyorlardı. Türk güreşi, kaba kuvvetin ötesinde, adil rekabet, centilmenlik ve karakter gelişimi gibi değerleri de içinde barındırır.
Türklerin güreşle ilişkisi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de büyük bir önem taşımaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu olan Osman Bey, güreşi hem fiziksel bir eğitim aracı olarak kullanmış, hem de askeri yetenekleri geliştirmek için önemli bir unsur olarak görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu'nun zirvesine ulaştığı dönemlerde güreş, sarayda ve halk arasında büyük ilgi görmekteydi. Padişahlar ve devlet adamları, güreşçiler arasında düzenlenen müsabakalara büyük bir hevesle katılır, güreşin gösterişli ve rekabetçi atmosferinde bulunmanın keyfini sürerlerdi.
Günümüzde Türkiye'de güreş, hala büyük bir tutkuyla yaşatılan bir spor dalıdır. Türk güreşi, özgün kuralları, kıyafetleri ve teknikleriyle diğer güreş türlerinden ayrılmaktadır. Güreş, Türk gençlerinin spor yapma kültürünün önemli bir parçasıdır ve birçok spor kulübü ve güreş okulu, gençlere bu geleneksel sporu öğretmek ve yeteneklerini geliştirmek için faaliyet göstermektedir.
Türkler arasında güreşin popülaritesi, düzenlenen geleneksel güreş festivalleri ve turnuvalarının yoğun ilgi görmesiyle de kendini göstermektedir. Örneğin, Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Türkiye'nin en eski spor etkinliklerinden biri olup, her yıl düzenlenen bu etkinlikte yüzlerce güreşçi birbirleriyle mücadele etmektedir. Aynı şekilde, Karakucak Güreşi, Aba Güreşi ve Güreşçilik Kültürü Festivali gibi etkinlikler de Türk güreşinin önemini ve değerini vurgulamaktadır.
Dünya Güreş Günü, tüm dünyada güreş sporunun önemini vurgulamak, güreşin birleştirici ve dayanışma sağlayıcı gücünü kutlamak amacıyla her yıl 23 Mayıs'ta kutlanmaktadır. Bu gün, aynı zamanda uluslararası düzeyde güreş organizasyonlarının yapıldığı ve güreşe olan ilginin arttığı bir platform sunmaktadır. Türkler, Dünya Güreş Günü'nü kendi güreş geleneği ve başarılarıyla birleştirerek kutlamakta, dünya güreş camiasıyla birlikte bu önemli günü coşkuyla geçirmektedir.
Güreş, Türklerin kültürel ve tarihi kimliğinde derin bir iz bırakan önemli bir spordur. Türklerin güreşle olan ilişkisi, geçmişten günümüze uzanan köklü bir geleneği yansıtmaktadır. Bugün Dünya Güreş Günü vesilesiyle, Türk güreşinin değerini anlamak, genç nesillere bu önemli spor dalını tanıtmak ve güreşin birleştirici gücünü kutlamak, Türk kültürünün bir parçası olarak büyük bir önem taşımaktadır.
Son olarak unutulmamalıdır ki, "Gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir." Hz. Muhammed (sav)
