arkaplan
Kalabalık Değil Topluluk
Kalabalık Değil Topluluk

Toplulukları kalabalıklardan ayıran temel fark toplulukların amaçlarıdır. Amacı olan topluluklarsa amaçlarına ulaşabilmek için bir yol haritası izlemek zorundadırlar. Yol haritası izlemeyen topluluklar kalabalıktan öteye geçemez. Bu yüzden amacı olan her topluluğun bir yol haritası olmak durumundadır. Bu yol haritası stratejidir. Stratejiler uzun soluklu olmadığında, taktik olarak nitelendirilebilir. Taktikler de günü kurtarır. Günü kurtarmak da amacı olan topluluklar için yararsızdır. Toplulukların stratejiye ihtiyaçları vardır. Bu strateji de hedefe ulaşmakla bitmez, her hareketle kendini yine, yeni, yeniden günceller. Strateji dinamizm ister. Söz gelimi, bir grup insanın yapmakla bitecek bir amaç için bir araya gelmesinin sonu; en iyi ihtimalle, amaca ulaşıldığında grubun yok oluşuyla sonuçlanır. Hele ki bu topluluk amacını nasıl gerçekleştireceğini bilmiyorsa, başarıya ulaşamadığı gibi amaçlarının itibarını da düşürürler. Bu sebeptendir ki, bizim gibi, amacı olan her topluluk stratejiyle kaimdir.

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda atalarımızın içerisinde bulundukları durumları ve İstiklal Savaşı'na giden yolu incelediğimizde de stratejiyle taktiğin, toplulukla kalabalığın farkını net bir biçimde anlayabiliriz. Kısaca özetlemek gerekirse; İtilaf devletleriyle iyi geçinip sonra bir şekilde kurtuluruz diyenler, hepten İtilaf devletlerinin himayesine girerek kurtulabileceğimizi düşünenler, Padişah'ın ihsanlarıyla başarabileceklerini sananlar vardı. Bu kişiler cemiyetler kurmuş, kabine kurmuş, uluslararası bağlantıları da olan kişilerdi. Sözün özü, güçleri vardı. Fakat amaçları günü kurtarmaktan, memleketin bir bölümünü kurtarmaktan, kendilerini kurtarmaktan öteye gitmiyordu. Amaçları yapmakla bitecekti, hareketleri duracaktı. Çeşitli taktikleri vardı. İngilizlerle iyi geçinelim, Antlaşma şartlarını yerine getirelim, silahlarımızı göstermeden uzlaşmanın bir yolunu arayalım, uluslararası destek isteyelim, Padişahımızdan kurtuluş isteyelim... Liste uzar gider. Mütareke dönemi İstanbul'unun ve İstanbul'un ileri gelenlerininin hayli ilginç ve kimisi denenerek başarısız olmuş taktiklerini görebilirsiniz. İstanbul'un Şişli'deki Halaskargazi Caddesi üzerindeki üç katlı bir binaya bakana kadar ülkenin gerçekten kurtulabileceğini aklınızın ucundan bile geçirmezsiniz. Fakat, o binada gece yarılarına kadar çalışan, konuşan, tartışan; masasının her yanına serilmiş haritaların etrafında bir topluluğu ve merkezinde bir adamı görürsünüz. Adam, yıllarca ilmek ilmek işlemiştir mücadelesini. Mütarekeden yıllar önce bıyığı yeni terlemişken, 25'inde yazdığı bir mektubunda dahi hayallerini yazmıştır. Sakarya'yı İstanbul'dan görmüştür. Topluluk da, her şeye hazırlıklıdır, kararlıdır. Çünkü, uğruna yaşadıkları, hayatlarını adadıkları, ulaşmak istedikelri o kutsal amaç için bir stratejileri vardır. Taktiklerle, denenmişi denemekle kurtuluşun gerçekleşmeyeceğini, gerçekleşse bile bunun tam bir kurtuluş olmayacağını; bunların yalnızca zaman kaybı olduğunu bilirler. Söylemekten de geri durmazlar. Tarih de onları haklı çıkarmıştır. Tarih, taktik peşindekileri birtakım cemiyetler olarak anarken; stratejileriyle sonuna kadar gidenleri payidar bir Cumhuriyet'in kurucuları olarak selamlamıştır.

Gelelim Genç Ayrancılar'a... Genç Ayrancılar, sorunları asgariye, gelişmişlik seviyesi azamiye ulaşmış; her şeyiyle bulunduğun yerin ve çağın ötesine geçecek bir Ayrancılar inşa edilebilsin diye; sorunları 4 yılda bir dile gelen, derdi derya olmuş Ayrancılar halkının sesini duyurabilmek için kurulmuştur. Cüzdanı geniş, adları makamlarıyla büyümüşler, kendine çıkar arayanlar tarafından kurulmamıştır. Cumhuriyetin emanet edildiği gençliğin, Ayrancılar'ın derdiyle dertlenen ve dertleri çözülsün diye çırpınan iki ferdi tarafından kurulmuştur. Genç Ayrancılar'ın daha önce ifade ettiğimiz vizyon çerçevesinde, daima ileri gitmek üzerine kurduğu bir stratejisi vardır. İlhamını aldığı yer kökleridir. Kökleri mazide, dalları atidedir. Bu ağaç Ayrancılar var oldukça yaşayacaktır ve büyüyecektir. Her şeyden önce de varlık sebebi ve bütün gücü Ayrancılar'ın sessiz çığlığının sahibi olan halkıdır. Topluluğun sahibi Ayrancılar'dır. Ayrancılar, topluluğunu her şeyiyle desteklemektedir. Topluluğun şimdiki ihtiyacı ise Ayrancılarlı'nın katılımıdır. Temsil heyetine ve çözüm grubuna katılan, derdini paylaşan, her Ayrancılarlı; Genç Ayrancılar'ın hedeflediği Ayrancılar'ın kurucu kadrolarıdır. Bu kadrolar stratejilerinden şaşmadan yoluna devam edecektir. Sözün özü, Genç Ayrancılar kalabalık değil, topluluktur. Ayrancılar da stratejiyle kazanacaktır.

Saygılarımla

Ayrancılar Temsil Heyetinden

Ahmet Gökay Dinçer

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir