Mehmet Dede bize kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Hicri yıl 1326 (1909) doğumluyum. 90 yaşına girdim. Ayrancılarda (1942-1950) yılları arasında 8 yıla yakın muhtarlık görevinde bulundum. Köyün en yaşlıları arasındayım. Ayrancıların 8. haneden yerlisiyim. 3 oğlan 2 kız olmak üzere 5 çocuk babasıyım. Geçimimi çiftçilik yaparak sağladım.
Çocukluk döneminizdeki Ayrancıları bize anlatır mısınız?
Ayrancıların o günkü durumu sazlıktan bataklıktan ibaretti. Buraları Rumlara aitti. Bugünmkü okulun yerinde Rumlara ait çiftlik vardı. Köylü halkı, annem, babam dahi Rumlara çalışırlardı. Bizler sazdan yapma evlerde kalırdık. Burada yaklaşık 20-25 hane ev bulunmaktaydı. Köyümüzün az ilerisinde Rumların kilisesi vardı. Bir gün köyün az ilerisinde annemle birlikte deve güdüyorduk. Ben orada kafasında tencereye benzeyen bir şey bulunan adamın birisi kovayı salladı. Kova ötmeye başladı. Daha sonra herkes evinden çıkarak ses gelen binanın yanına gitmeye başladılar. Anneme, onların kim olduklarını ve ne yaptıklarını sorduğumda ise annem, oranın kilise olduğunu ve onların haftada birgün kilisede ibadet yaptıklarını söylemişti. Böylelikle oranın Rumlara ait kilise olduğunu öğrenmiştir.
O zamanlar Ayrancıların bu kadar gelişip büyüyebileceğini tahmin edebiliyor muydunuz?
Evet, tahmin edebiliyorduk diyebilirim. Çünkü 1943 yılından sonra burası çok göç alıyordu. Bizde her gelene kapımızı açıp, yer verdik. Gelen herkesi dışlamayıp, bağrımıza bastık diyebilirim. Ayrıca Ayrancılar gelişmeye ve büyümeye müsait bir yer. Ayrancıların bataklıktan kurtulup bu günlere gelmesini neye bağlıyorsunuz? Buraya Rumlar zamanında yerleşen Yoğurtçulardan gelme olan halk istiklal harbinden sonra daha çok benimseyip taş ve kerpiçten binalar yaparak burada kalmaya başladılar. Ayrancıların ulaşımın müsait olması, sulak olması, toprağın verimli olması gibi sebepler Ayrancıların gelişmesini sağlamıştır diyebilirim.
